TMMOB Maden Mühendisleri Odası

MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI 49. DÖNEM OLAĞAN GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI 49. DÖNEM OLAĞAN GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI 49. DÖNEM OLAĞAN GENEL KURULU

SONUÇ BİLDİRGESİ

 

TMMOB Maden Mühendisleri Odası 49. Dönem Olağan Genel Kurulu 24 Şubat 2024 tarihinde Ankara`da toplanmıştır. Kaybettiğimiz değerlerimiz nedeniyle buruk bir şekilde gerçekleştirilen Genel Kurulumuza 541 delegenin yanı sıra siyasi parti, emek ve meslek örgütlerinin temsilcileri katılmıştır. Genel Kurulumuz, dünya ve ülke gündemine ilişkin gelişmeleri değerlendirerek aşağıdaki görüş ve önerilerin kamuoyu ile paylaşılmasını kararlaştırmıştır.

Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihini geride bıraktığımız 2023 yılında, 19. Yüzyılda emperyalizme karşı verdiğimiz Ulusal Kurtuluş Savaşı ile kazandığımız zafer ve gerçekleştirilen devrimlerle çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmış, refah içinde bir ülke olmamız gerekirken ne yazık ki insanlarımız mutsuz, umutsuz ve yoksul bırakılmıştır.

Aradan geçen 100 yılın sonunda, cumhuriyet kurumları ve birikimleri tek tek tasfiye edilmiş, cumhuriyetin kurucu değerleri tamamen ters yüz edilmiştir. Ülkemiz, emperyalizme her alanda bağımlı kılınmış; halk egemenliği yerine tek adam rejiminin, laikliğin yerine gericiliğin, sosyal devlet anlayışı yerine tarikat-cemaat ilişkilerinin ve parti devleti anlayışının egemen olduğu bir ülke haline getirilmiştir.

Bugün muhalif siyasetçiler hapsedilmekte, basın organlarına ölçüsüz cezalar verilmekte, haber yapan gazeteciler hapse atılmaktadır. Bunun için yasalar ve anayasa ihlal edilmekte, seçilmiş milletvekilleri tutsak alınmakta, yasal görevleri gereği Gezi Parkını sahiplenen TMMOB yöneticileri tam 2 yıldır ceza evlerinde tutulmaktadır. Emek ve meslek örgütleri tehditlerle, baskılarla sindirilmeye çalışılmaktadır.

Ülkemizde yıllardır uygulanmakta olan neo- liberal politikalar nedeniyle üretmek yerine, ithal etmek ilkesi benimsenmiştir. Ekonomimiz, tümüyle dış borçlanmaya bağımlı hale getirilmiş kamusal kaynaklar özelleştirmeler yoluyla yandaş sermayeye peşkeş çekilmiştir. Yandaş sermaye kesimlerine dağıtılan rant odaklı projeler nedeniyle büyük bir kaynak israfı yaşanmıştır. Bunun sonucunda da birbiri ardına ekonomik krizler ortaya çıkmıştır.

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları, reel enflasyonun çok gerisinde kalmıştır. Açıklanan enflasyona göre belirlenen ücret artışlarıyla da emekçi halklarımız topyekûn bir yoksullaşma yaşamaktadır. Başta ithal mallar olmak üzere pek çok ihtiyaç maddesi, adeta birer lüks haline dönüşmüştür. Bu ekonomik dar boğaz içerisinde, toplumun diğer kesimleri gibi maden mühendisleri de büyük sıkıntılar yaşamaktadır.

Ülkemizde yaşananlar; tek adam rejiminin çöktüğünü ortaya koymaktadır. Tek adam rejimi, başarısızlığını halkı tehdit ederek, en temel demokratik hak ve özgürlükleri yok sayarak, deprem acısı yaşayan halka ve muhalif belediyelere önümüzdeki yerel seçimlerde kendilerinin seçilmediği takdirde hiçbir hizmetin götürülemeyeceğini en üst perdeden dile getirmiştir. Toplumsal muhalefeti şiddetle sindirerek başarısızlığını örtbas etmeye çalışmaktadır. Geldiğimiz noktada tek adam rejimi halkın desteğiyle değil, halka yönelik baskı ve zorbalıkla ayakta durmaktadır. Tek adam rejimi; anayasayı çiğneyerek, kanunları yok sayarak, parlamentoyu askıya alarak, yargı organlarını kendine bağlayarak, medyayı teslim alarak, toplumu kutuplaştırarak ülkenin huzurunu ve geleceğini tehdit etmektedir.

Siyasal iktidarın körüklediği kin ve nefret, ne yazık ki toplumun tüm kesimlerine sirayet etmiş ve ülkemiz kadın cinayetleriyle, çocuk tecavüzleriyle anılır olmuştur. Kadınlar, toplumsal yaşamda ve iş yaşamında; negatif ayrımcılığa, adaletsiz ve cinsiyetçi iş bölümüne, istihdam ve fırsat eşitsizliğine, yok sayılmaya, fiziksel ve ruhsal her türlü şiddete, mobbinge, tacize ve tecavüze maruz kalmaktadır. Hemen her gün bir kadın cinayeti işlenmektedir. Kadınların kurtuluşunun, kendi sorunları üzerinden yine kendileri tarafından verilen mücadelenin, ülkenin demokratikleşmesi için verilen mücadele ile birleştirilmesiyle sağlanacağına olan inancımız tamdır. İstanbul Sözleşmesinden imza çekenleri, kadınlara, çocuklara cinsel istismar, tecavüz ve her türlü sapkınlığı kınıyor ve “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” diyoruz.

Çocuklara yapılan cinsel istismar, tecavüz ve her türlü sapkınlıklar da her geçen gün artarak devam etmektedir. Çocuk istismarı haberleri neredeyse herkesçe kanıksanır olmuştur. Bu sapkınlıkların bir nedeni de şüphesiz ki tarikat, cemaat yurt ve okullarının giderek artmasının önünü açan eğitim sistemidir. Laik ve çağdaş bilimsel eğitim sisteminden uzaklaşılması her türlü sapkınlığın önünü açmaktadır. Çocukların cinsel istismara uğramasının önüne geçilmeli, mağduriyetleri bir an önce giderilmelidir.

AKP iktidarı döneminde ilk, orta ve lise eğitim-öğretiminde de ciddi dönüşümler meydana gelmiştir. Ucube 4+4+4 eğitim sistemi ile başlatılan süreç; nitelikli eğitim veren okulların bir bir imam hatip liselerine dönüştürülmesi ile sonlanmıştır. Veliler, çocuklarını imam yetiştiren okullara ya da özel okullara göndermek arasında tercihe zorlanmaktadır. İlkokuldan üniversiteye kadar ülke eğitim ve öğretim sisteminin altı dinamitlenmiştir. Bugün imamlar tüm okullarda derslere girmeye başlamışlar, sadece tek mezhebe ait dinci eğitim anaokulundan itibaren yasal hale dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası olarak; eğitimin bilimsel, laik, parasız ve demokratik olması konusundaki söylemimizi tekrar yineliyoruz. Eğitimin özgürleşmesi, demokratikleşmesi ve laikleşmesi için mücadelemizi yılmadan sürdüreceğimizi belirtiyor; iktidarı, eğitim gibi ülkenin geleceği ile ilgili hayati bir konuda karar verici ve politika belirleyici pozisyonundaki kişileri belirlerken laikliği ve bilimselliği sindirmiş, çağımıza uygun bireyleri tercih etmesi konusunda uyarıyoruz.

İlk ve orta eğitimden kaynaklı olarak üniversite öğrencilerindeki niteliksel düşüşe rağmen, yeni öğrenci kuşaklarının değişen öğrenme biçimlerini ön plana alan bir eğitim anlayışının takip edilmesi gerekliliği açıktır. Bu çerçevede; ülkemizdeki maden mühendisi ihtiyacı, maden mühendisliği eğitiminin genel sorunları, üniversitelerin fiziki ve idari yeterlilikleri, eğitim müfredatı, maden mühendisliği öğretim elemanlarının ve öğrencilerinin nitelikleri, maden mühendisliği eğitiminde stajın önemi, aktif öğrenme metotları, e-öğrenme ve uzaktan eğitim çalışmaları maden mühendisliği eğitiminin önemli sorunları olarak ele alınmalı ve çözüm önerileri geliştirilmelidir.

1950’lerden itibaren genişleyerek sürdürülen plansız sanayileşme ve kentleşmeyi kalkınma modeli olarak benimseyen, insanları ve kenti sermaye birikimi için ucuz işgücü ve ucuz altyapı aracı olarak ele alan, bu plansızlığın sosyal ve kültürel boyutunu, toplumsal maliyetini göz ardı ederek daha fazla para ve kazanç peşinde olan rant anlayışının kaçınılmaz sonuçlarından birisi de doğa olaylarının afete/felakete dönüşmesi sonucunu doğurmuştur.

Cumhuriyet tarihimizin en ağır felaketiyle karşı karşıya geldiğimiz 6 Şubat depremleri bugüne kadar yaşadığımız pek çok büyük depreme karşın ülkemizin, şehirlerimizin, binalarımızın, kurumlarımızın ve halkımızın depreme hazır olmadığı gerçeğini çok acı biçimde ortaya çıkarmıştır. Siyasi iktidarların bilim ve teknikle kavga etmek yerine, bilimin rehberliğinde plan, proje ve uygulamaya yönelmeleri, bilimle barışık bir siyasal anlayışı benimsemeleri gerekmektedir.

Kahramanmaraş merkezli depremler 15 milyona yakın nüfusun yaşadığı 11 ilimizi (Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Kilis, Şanlıurfa, Adana, Osmaniye, Diyarbakır, Elâzığ) doğrudan etkilemiş ve büyük bir yıkıma ve can kaybına yol açmıştır. Bu depremler çok sayıda yerleşim yerini etkilemiş, on binlerce insanımızın ölümüne ve yaralanmasına, milyonlarca insanımızın evsiz yurtsuz kalmasına neden olmuştur. Ölenlerin acısı bir yana; depremden kurtulup kaybolan çocuklar, hayatta kalanlar açlık, susuzluk, soğuk ve hastalıklarla yaşama mücadelesi vermişler ve vermeye de devam etmektedirler. Yaşanan deprem nedeniyle tüm halkımıza başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyor, başta siyasi sorumlular olmak üzere, sorumluluğu olanların hesap vermesini bekliyoruz.

Bugün ülkemiz dünden daha kötü durumdadır. Her geçen gün bir öncekini aratmaktadır. Ülke, siyasal ve ekonomik alanda bağımsızlığını kaybetme noktasına getirilmiştir.  Yarı sömürge haline gelen ülkemizde madencilik faaliyetleri de sömürge madenciliğine dönüşmüştür. Bilimin reddedildiği, insanların cüzdanları ve vicdanları arasına sıkıştırıldığı günümüzde yeraltı zenginliğinin mümkün olan en kısa sürede ülke dışına çıkarıldığı, geride ise tümüyle verimsizleştirilmiş ve kirletilmiş bir toprağın bırakıldığı bu anlayış, sadece madenciliği değil, yaşamı da sürdürülemez hale getirmektedir. Bu madencilik anlayışı, bir üretim faaliyeti değil, bir sömürü faaliyetidir. Bu bağlamda 14 Ekim 2022 tarihinde TTK Amasra TİM’de, 23.11.2023 tarihinde Eti Bakır A.Ş. tarafından işletilen Siirt İli Şirvan ilçesindeki bakır madeninde ve 13.02.2024 tarihinde Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından işletilen Erzincan İli İliç ilçesinde Çöpler Altın Madeni İşletmesinde yaşananlar bundan bağımsız düşünülmemelidir.

Bir görsel medya kuruluşunda; Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Çöpler Altın Madeni İşletmesinde yaşadığımız işçi, çevre ve doğa felaketinin ardından Odamız tüzel kişiliği hedef gösterilerek 48. Dönem Yönetim Kurulu Üyelerimizin bu tip madenci firmalara piar amaçlı  danışmanlık yaptıkları iddia edilerek zan altında bırakılmışlardır. Genel kurulumuzca gerçek dışı bu açıklamaları yapan basın kuruluşlarını ve iddia sahiplerini kınıyor, iddialarını ispata aksi halde de hatalarını düzeltmeye davet ediyoruz. Odamız hiçbir zaman politikalarından ödün vermemiştir ve vermeyecektir.

Maden işletmeleri barındırdığı tehlikeler nedeniyle bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren en tehlikeli iş koludur. İncelemeler sonucunda, maden kazalarının; teknik, sosyal, ekonomik, eğitim, planlama ve denetim sorunları gibi pek çok nedeni olduğu görülmektedir. 

Madencilik bilim ve tekniği, bilgi birikimi ve deneyimi önlemler alındığı takdirde işçi sağlığı ve güvenliği ile meslek hastalıklarının önlenebileceğini ortaya koymaktadır. Ayrıca maden kazalarının önlenmesinde liyakat ve deneyimin büyük önemi bulunmaktadır. Çalışma yaşamı bir bütün olarak ele alınmalı, maden mühendisleri ve maden emekçilerinin ücret, çalışma ve dinlenme süreleri gibi çalışma yaşamı hakları sağlanmalı, işçi örgütlenmesi önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Yasaklara, yoksulluğa ve yolsuzluğa son vereceğini iddia ederek iktidara gelen AKP yönetimi, bugün tam olarak bu hususlar ile anılmaktadır. Madencilik sektörü iktidarın rantçı politikaları nedeniyle toplumun tüm kesimleriyle sorunlar yaşamaktadır. Toplumsal muhalefet, agrega üretiminden mermer üretimine, kömür üretiminden, metal maden üretimine kadar sektörün tüm alanlarına itiraz eder hale gelmiştir. Toplumsal muhalefetin tüm talepleri anlamlıdır ve değerlidir. Bu nedenle doğru bilgi ile desteklenmesi ve yaşamın her alanında güçlendirilmesi gereklidir. Ancak siyasi iktidarın kullandığı şiddet ve kendinden olmayanı, kendi gibi düşünmeyeni ihanet ile suçlaması toplumun tüm kesimlerine yansımış, insanlar birbirini ihanet ile suçlamaya başlamışlardır.

Toplumsal mutabakat ile oluşturulması gereken “Ulusal Madencilik Politikası” aşağıda belirtilen temel ilkeleri kapsamalıdır.

  • Madenlerimiz ile tüm doğal, kültürel ve tarihi varlıklarımız, uluslararası tekellerin ve sermayenin kullanımına açılmıştır. Uluslararası sermayenin, madencilik faaliyetlerini ülkemizin kalkınması için gerçekleştirdiğini beklemek ve düşünmek mümkün değildir. Bu nedenle yeraltı, doğal ve kültürel kaynaklar emperyalizme karşı korunmalıdır.
  • “Ya madencilik ya çevre” anlayışı yanlış ve tehlikeli bir yaklaşımdır. Ancak yaşadığımız süreçte çevresel sorunları ve toplumsal duyarlılıkları dikkate almadan madencilik faaliyetlerini sürdürmek olası değildir.
  • Ülkemizin hiçbir yerinde kalkınmayı, gelişmeyi, toplumsal refahı, insan hayatı, doğayı ve çevre koşullarını öncelemeyen hiçbir ekonomik faaliyete izin verilmemelidir.
  • Ülke içerisinde yapılacak her türlü ekonomik faaliyet, toplumun gelişimi ve halkın refahı için kamu yararı doğrultusunda yapılmalıdır. Bu nedenle kamu yararı olmayan hiçbir ekonomik faaliyette bulunulmamalıdır.
  • Sektörün sorunları; Maden Mühendisliği mesleği bilim ve tekniğinin esaslarına uygun olarak denetim standart ve uygulamaları yeniden yapılandırılarak çözülmelidir.

Bu ilke ve politikalardan yola çıkarak; demokratik muhalefetin ayrılmaz bir parçası olan Odamız, ülkemizdeki tüm madencilik faaliyetlerinin kamu yararını ve ülke geleceğini gözetecek biçimde planlanmasını; tüm stratejik madenlerimizin kamu eliyle işletilmesini, maden işletmelerinde kamu denetiminin sağlanmasını; madencilik faaliyetlerinin doğaya ve doğal yaşama uygun biçimde yürütülmesini savunmaktadır ve savunmaya da devam edecektir.

Bütün bu tespitlerin ve değerlendirmelerin ışığında, Genel Kurulumuz;

  • Toplumun bütün ilerici kesimleriyle dayanışma ve işbirliği içinde; demokrasi, özgürlük, barış, bir arada yaşam, evrensel hukuk ve insanlık onuru için mücadeleyi sürdürecektir.
  • Özgür, bağımsız ve barış içinde demokratik bir Türkiye mücadelesini sürdürecek, içeride ve dışarıda barışı talep edecektir. Güvenlikçi politikalar yerine eşit ve özgür olarak bir arada yaşama koşullarının oluşturulması gereğini savunacaktır.
  • Üreten, sanayileşen, istihdam yaratan, emekçilerin ve kamunun çıkarlarını gözeten bir düzen için mücadele edecektir.
  • Evrensel hukuku, hukukun üstünlüğünü, bağımsız ve tarafsız yargıyı talep etmeye devam edecektir.
  • Toplumsal gerekliliklere ve evrensel hukuka uygun, herkesin ücretsiz bir şekilde erişebileceği, bilimsel, laik eğitim sistemini savunacaktır.
  • Şiddete, kadın cinayetlerine, taciz ve tecavüzlere, çocuk istismarı, tecavüzleri ve çocuklara yönelik her türlü sapkınlık ile her türlü toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve nefret söylemine karşı duracaktır.
  • İnsana ve emeğe, kültürel kimliklere, kültürel mirasa sahip çıkan ve kamu yararını öncelikli olarak göz önünde bulunduran bir madencilik anlayışını savunacak, sömürge madenciliğine karşı duruşunu sergilemeye devam edecektir.
  • Ülkemizde, sömürge madenciliği olarak tanımlanan ve doğal kaynakların bulunduğu ülkenin olanaklarıyla, ucuz işgücü kullanılarak üretilen hammaddelerin ülke dışına çıkarıldığı, geride konsantre atıklar, kimyasallarla kirletilmiş su ve verimsizleştirilmiş topraklarla, ağaçları kesilmiş ormanların bırakıldığı madencilik süreçlerinin de karşısında duracaktır.
  • Ekonomik kalkınmaya ve yoksulluğun azaltılarak gelir dağılımının düzeltilmesini hedefleyen, fayda ve maliyetin topluma adil bir şekilde dağıtıldığı bir madencilikten yana olacaktır.
  • Başta maden mühendisleri olmak üzere tüm çalışanlar için insan onuruna yaraşır bir ücret ve çalışma ortamı sağlanması mücadelesine devam edecektir.
  • Kaynakların, gelecek nesillerin mahrumiyetine yol açmayacak şekilde tüketildiği, ülke sanayi sektörlerini hedefleyen, yurt dışına satılarak döviz elde etmeyi değil, yerli sanayiye düşük maliyette ve kaliteli girdi sağlamayı hedefleyen bir madencilik için mücadele edecektir.
  • Madenler halkındır anlayışıyla, doğal kaynakların verimli kullanımının temin edildiği, her aşamasında en yüksek iş sağlığı ve güvenliği standartlarının sağlandığı bir madenciliği savunacaktır.
  • Kamu kurumlarının yönetim kadrolarının; bilimi rehber edinmiş, kamucu politikaları benimseyen, adalete ve hukukun üstünlüğüne inanan, liyakat sahibi kişilerce oluşturulmasının ve kamu kurumlarında yaşanan mühendis ve işçi açıklarının en kısa sürede giderilmesinin takipçisi olmaya devam edecektir.
  • Dünyada ve ülkemizde yaşanan yeni teknolojik gelişmeler, değişen ve gelişen koşullar sonucunda madencilik faaliyetlerinde ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda maden mühendisliği eğitiminin de geliştirilmesi ve standartlarının yükseltilmesinin tarafı olmaya devam edecektir.
  • Madencilik alanında bilim ve teknolojinin gelişmesi için eğitim, dergi, bülten, kongre, sempozyum faaliyetlerine devam edecektir.
  • İş sağlığı ve güvenliği açısından çok tehlikeli sınıfta yer alan maden işletmelerinde çalışan maden mühendislerinin ve maden emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının üst seviyelere getirilmesi çalışmalarına devam edecektir.
  • Maden kazalarının önlenmesine yönelik olarak büyük önem taşıyan denetim faaliyet ve standartlarının yeniden yapılandırılarak titizlikle uygulanmasının öncüsü olacaktır.

 

TMMOB Maden Mühendisleri Odası 49. Olağan Genel Kurul delegeleri olarak, bütün bu tespit, talep ve önerilerimizle birlikte, yaşanan tüm olumsuzluklara karşın önümüzdeki döneme umutla baktığımızı; barış, eşitlik, özgürlük ve toplumsal refah için mücadele edeceğimizi; çocuklarımız, toplumumuz, geleceğimiz ve tüm insanlık için üzerimize düşen bütün görev ve sorumlulukları gücümüz yettiğince yerine getirme çabası içerisinde olacağımızı, mesleğimize ve meslektaşlarımıza her zaman sahip çıkacağımızı tüm demokratik kamuoyuna ilan ediyoruz.

 

Saygılarımızla,

 

 

TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI

49. OLAĞAN GENEL KURULU

24 Şubat 2024, Ankara

 

 

Okunma Sayısı: 420
Yayın Tarihi: 04.03.2024
Dosyalar